KATEGORİ

KATEGORİ

YAZAR

YAZAR

YAYINCI

YAYINCI

KÜTÜPHANE

KÜTÜPHANE
¨
ISBN: 9789759958183

Coğrafyadan Vatana

YAZAR : Remzi Oğuz Arık    KATEGORİ : KÜLTÜR    YAYINCI : Dergâh Yayınları

Çocukluğunu, gençliğini, öğrenimini, evlilik, fikir ve siyasî hayatını "bir cephedeymiş gibi”geçiren Remzi Oğuz Arık 15 Temmuz 1899’da Adana Kozan’da doğar. Annesi Arapgir kökenliZekiye Hanım, babası Oğuz boylarından Farsak aşiretinden Mehmet Ferit Bey. Doğduğu yerden gurbete çıkar; Selânik, İşkodra, İstanbul, 17 yaşında gönüllü katıldığı Birinci Dünya Savaşı, savaş sonrası öğretmenlik, felsefe öğrenimi ve 1926’da Paris. Paris’te sanat tarihi ve arkeoloji tahsili ve Fransa’da Avrupa Medeniyeti ile ilk temas. Yurda dönünce arkeoloji uzmanlığından müze müdürlüğüne kadar idarî görevler ve Anadolu’da arkeolojik kazılar yapar. Dergilerde fikir, kanaat ve meslekî yazılar yazan Remzi Oğuz Bey, 1933’te Türkân Hanım’la evlenir, 1939’da profesör olur, 1949’da Ankara İlahiyat Fakültesi’nin kuruluşuna katılarak Türkiye’de ilk defa İslâm Sanatları Tarihi bölümünü kurar. Yazarlıkla yapamadığını, Meclis’te gerçekleştirme umuduyla siyasete atılır. Balkan Harbi’ni,Birinci Dünya Savaşı’nı, Osmanlı Devleti’nin çöküşünü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu,tek parti ve çok partili dönemi gören elli beş yıllık bir ömür... Paris’e gitmeden önce Türk Ocağı ve "Turancılık”a gönül veren R. Oğuz Arık, Paris’te Anadolunun rengi, sembolü olarak tahsile gelen gençlere; "Uyan be Anadolu çocuğu, sen kendini kurtaramazsan seni kim kurtaracak” diye sahip çıkar ve Anadolucu milliyetçiliğin bayraktarlığını yapar. R. Oğuz Arık’a göre milliyetçilik iki merhaleden (Osmanlıcılık ve Turancılık) geçerek yenidöneme girer. "Anadoluculuk” diye isimlendirilen bu görüşte, vatan ve demokrasi önemli yertutar ve milliyetçilik anlayışında statik ve dinamik unsurları taşır. Yirmi beş yıl içindeki bütün fikrî yazıları elinizdeki kitapta toplanmıştır.

ISBN: 9789751416803

Damdan Düşen Psikolog

YAZAR : Doğan Cüceloğlu    KATEGORİ : KÜLTÜR    YAYINCI : Remzi

Afrika kabilelerinden birinde bir bebek doğduğunda kabilenin kadınları hep birlikte ormana çekilir, o bebeğe bir şarkı yaparlarmış. Dikkatle gözlemledikleri bebeğin karakteristik özelliklerini ve gücünü ona anlatan bir şarkı… Sonra, çok sonra bir gün, hayatla başa çıkmakta zorlanıp da kolu kanadı kırılacak olursa o şarkıyı, yani kendini hatırlasın diye, Afrikalı bebek o şarkıyı dinleyerek büyürmüş… Günün birinde o şarkıyı tekrarlayamayacak kadar kendine inancını yitirdiğinde, onu tanıyan biri ona şarkısını çalarmış ıslıkla. Kendini, gücünü, öz halini hatırlar, kendine gelirmiş… Doğan Cüceloğlu aramızda bir ıslık gibi dolaşıyor… Kendi şarkısına gelince… Annelerimiz yaşarken ayrıca bu şarkıyı duymaya ihtiyacımız yoktur. Annemiz o şarkının ta kendisidir zaten. Ama Cüceloğlu, sadece on yaşındaymış annesi "gitti de gelecek” sandığında… Söyleşimiz boyunca içinde yakaladığı, annesinin bıraktığı boşlukta büyüyen kocaman bir ağıt oldu; kalabalıklar içinde ürkek, mahcup, çekingen bir çocuk… Kendi çocukluğuna el uzatır gibi uzatıyor şimdi elini bütün çocuklara; o çocukların anne-babaları, öğretmenleri hınca hınç dolduruyorlar seminerlerini. Kitapları baskı üzerine baskı yapıyor. Çünkü Nasrettin Hoca topraklarının çocukları olarak biliyorlar ki damdan düştüklerinde, çarenin hasını kendisi de daha önce damdan düşmüş olan bilir. Hele de damdan düşüp de doğrulan üstüne üstlük bir de doktorsa… Gizlisiz saklısız anlattı bütün hayatını. Bu kitap, damdan düşen doktoralı bir psikoloğun, düştüğü yerden doğrulurken kendine mırıldandığı şarkısının gözyaşı ve kahkaha dolu öyküsü… - Canan Dila

ISBN: 9786055383831

Dikta Değil İkna : İletişim Psikolojisi

YAZAR : İbrahim Zeyd Gerçik    KATEGORİ : KÜLTÜR    YAYINCI : Küre Yayınları

İnsanın sağlıklı iletişim ve ilişki becerisi geliştirebilmesinin, birbirini etkileyen ve besleyen üç unsura bağlı olduğu söylenebilir: İnsanın karakteri, psikolojik farkındalığı ve bu beceriyi gerçekleştirmek için öğrenmesi gereken bilgi. Bu düşünceden yola çıkarak çalışmamızda önce iletişimin içinde geliştiği ilişki ortamına bu ortamı etkileyen temel unsurlara değindik. Ardından insanın özüne olan güveninin iletişim ve ilişkiler üzerindeki etkilerini ve kültürün iletişimi nasıl biçimlendirdiğini değerlendirdik. Son olarak iletişimin psikolojik ve yöntem boyutlarını ele aldık. Bu çalışmanın amacı hatırlamak, hatırlatmak, fark etmek ve fark ettirmektir. İnsan hatırladıkça tozlarından arınıyor. İnsan hatırladıkça dengesini, yönünü buluyor. İnsan olarak kendimizi hatırlamak, varoluş amacımızı, varlığımızın zenginliğini, eşsizliğini hatırlamak. Hayatın ve insanın tüm maddi kazanımların ötesinde bir değer, bir emanet olduğunu hatırlatmak. Yaşamanın bir tanıklık, bir sorumluluk olduğunu ve insani zenginliğimizi fark etmek. Fark ettiklerimizi hayata, insanlara bir değer olarak sunmak. İnsanı insana hatırlatmak, insanı insana tutundurmak, insanı insana fark ettirmek. Umarız bu çalışma birbirimizi anlamamıza, birbirimizin engellerini kaldırmamıza, birbirimizin güveni ve umudu olmamıza yardımcı olur. Umarız bu kitap tüm bu amaçlara katkı sağlar ve kişilere değil değerlere bağlanmamız gerektiğini, insanın dikta ile değil ikna ile kazanılabileceğini bize hatırlatır.