KATEGORİ

KATEGORİ

YAZAR

YAZAR

YAYINCI

YAYINCI

KÜTÜPHANE

KÜTÜPHANE
¨
ISBN: 9786054498925

Aşkın Halleri

YAZAR : Hüseyin Su    KATEGORİ : EDEBİYAT    YAYINCI : Şule

Türk öykücülüğünün aşk öyküleri izleğinde farklı bir duyarlığın yazarıdır Hüseyin Su. Aşkı, mutlak varlık alanına ve varoluşsal nedenlere bağlı olarak ele alır. Aşkı, sadece insani ve bedensel bir yaklaşımla düşünmez. Aşkı, aşkın boyutlarıyla birlikte yazar. Bütün boyutlarıyla ve bu bağlam içinde anlatır. Aşk, her ne kadar bu sınırları zorlayan bir insanilik olsa da Hüseyin Su öykülerinde mutlaka aşkın bağlamıyla birlikte; gelenek, din, kültür, duyarlık alanlarıyla irtibatı kopmadan anlatılır. Aşkın Hallerinde Hüseyin Su, insanı aşkın birçok haliyle yüzleştirir. Şöyle der: Aşkın Hallerinde kadın erkek, genç yaşlı herkes bu hallerden birini, hatta birçoğunu yaşamaktadır. Kimi zaman cesur ve atak, kimi zaman da korkaktır; çekinir ve ürker. Bazen gözü döner. Yıkılır veya yıkar. Feraseti açılır ya da hayret edip öylece kalıverir. Ne aradığını bilemez hale gelir. Bütün dünyayı istediğini sanır ve ardına düşer. Münzevileşir, yalnızlığını kutsar, dilsizleşir. Erkek kuşatılır, kadın kuşatır. Aşkta güçlü kadındır; daha mantıklı, daha hesaplı, daha hakimdir. Erkek daha zayıftır. Sevdiği hiçbir kadına güç yetirebilen, hatta onunla kendisini eşitleyebilen erkek yoktur. Aşık hiçbir zaman kendisini görmez, ben demez, sevgisini fedakarlık olarak anmaz ve anlamaz. Hep sevdiğini yüceltir, çünkü onunla dünyasını doldurmuştur. Görmek istediği yalnızca bir yüz-surettir. Ona göre oluş, içinde bulunduğu halden ibarettir.; Aşk, insanın, imkansızlığa tutkusu, imkansızın ardından koşmasıdır. Bir anlamda incelme, bir başka anlamda da beşeriliğe meyli, gönül indirme halidir. Aşkın yüzü şehvete döndüğünde düşüş; güzelliğe, saflığa, ruha döndüğünde incelme başlar..

ISBN: 9786053602088

Ay Çöreği ve Denizyıldızı

YAZAR : Sunay Akın    KATEGORİ : EDEBİYAT    YAYINCI : İş Bankası Kültür

Kız Kulesi’nin, Galata Kulesi’yle yaşadığı bir gecelik aşk sonrasında dünyaya gelen bir çocuğu vardır!.. Kız Kulesi, minarelerin baskısından korktuğu için ayrılmak zorunda kalır çocuğundan. İstanbul’u terk ederken, babası olan Galata Kulesi’ne bir anlık dönüp bakan, ama sevgi dolu bakışlarına hiçbir karşılık alamayan çocuk Lizbon’a yerleşir... Ve orada, "Belém Kulesi" adıyla bilinir. 1513 yılında, Lizbon limanının savunulması amacıyla yapılan Belém Kulesi, Afrika ve Hindistan’a düzenlenen sömürge seferlerinin başlangıç yeri olur. Bu yapının Galata Kulesi ile Kız Kulesi’nin "gayrimeşru" çocuğu olduğu iddiamızı güçlendirmek için biraz daha bilgi verelim: Kırk iki metre yüksekliğinde olan kule altı katlıdır ve girişinde bir sarnıç bulunur. Kız Kulesi’nde de, biri içerde, öbürü dışarda olmak üzere iki sarnıç olduğu birçok kaynakta yazılıdır. Belm Kulesi de, annesi ve babası gibi hapishane olarak kullanılır. Kulede yaşayan bir prensesin üzüm sepetinden çıkan yılan tarafından sokularak öldüğü söylencesi de Lizbonluların dilinde yıllardır anlatılır. Aynı efsane Kız Kulesi için de söylenir. En önemli delil ise kulenin görünümü ve bulunduğu yerdir. Galata Kulesi’ne benzeyen Belém Kulesi, kıyıya çok yakın olan kayalıklar üstüne kuruludur. Yani, tıpkı annesi olan Kız Kulesi gibi!..