KATEGORİ

KATEGORİ

YAZAR

YAZAR

YAYINCI

YAYINCI

KÜTÜPHANE

KÜTÜPHANE
¨
ISBN: 9789750505386

Suskunlar

YAZAR : İhsan Oktay Anar    KATEGORİ : EDEBİYAT    YAYINCI : İletişim Yayınları

Eflatun rengi hayaller kuran bir "suskun”un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikaye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce... Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin "gerçekliği”nde sema edeceksiniz ve bu düşlerden adeta başınız dönecek. Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin "nefesini üfleyen” ve ona "can veren” bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü... Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri... Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar’ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır. Bir meczup aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Neva, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayalet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zahir ve Batın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş haliydi. Suskunlar’ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. Sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de "suskunlar”dan biri olacaksınız…

ISBN: 9789754700114

Tutunamayanlar

YAZAR : Oğuz Atay    KATEGORİ : EDEBİYAT    YAYINCI : İletişim Yayınları

Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar'ı Berna Moran, "hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı" olarak niteler. Moran'a göre "Oğuz Atay'ın mizah gücü, duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar'ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, yapıttaki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aymı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır." Küçük burjuva dünyasını zekice alaya alan Atay "saldırısını, tutunanların anlamayacağı, red edeceği türden bir romanla yapar." Oğuz Atay, 1934'te İnebolu'da doğdu. Ankara Maarif Koleji'ni, İTÜ İnşaat Fakültesi'ni bitirdi. 1960'ta İDMMA İnşaat Bölümü'nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Tutunamayanlar'ın yayımlanmasının (1971-1972) ardından, önemli bir tartışmanın odağında yeraldı. TRT 1970 Roman Ödülü'nü kazanan Tutunamayanlar'ı kısa bir süre sonra, 1973 yılında Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izledi. Hikayelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında topladı. 1911- 1967 arasında yaşamış hocası Prof. Mustafa İnan'ın hayatını romanlaştırarak Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan'ı yazdı. Oyunlarla Yaşayanlar adlı tiyatro eseri Devlet Tiyatroları'nda sahnelendi. Atay 13 Aralık 1977'de, büyük projesi "Türkiye'nin Ruhu"nu yazamadan hayata gözlerini yumdu.

ISBN: 9789754709278

Türk Düşünce Dünyasında Yol İzleri

YAZAR : Kurtuluş Kayalı    KATEGORİ : DÜŞÜNCE    YAYINCI : İletişim Yayınları

Elinizdeki kitap, sosyal bilimsel düşünüş ve özellikle sosyoloji düşüncesine yoğunlaşıyor. Bir derdi ve davası olan, yol açıcı düşünce insanlarının, Hilmi Ziya Ülken, Mümtaz Turhan, Mübeccel Kıray, Cemil Meriç, Niyazi Berkes, Muzaffer Şerif, Behice Boran, Pertev Naili Boratav’ın eserlerinin özünde saklı olana ilişkin tespitlerde bulunuyor. Cumhuriyetin kuruluş evresi ile "güncellik" (yani arefesi ve sonrasıyla 1980!) arasında kalan dönemlerin, özellikle de 1940’ların kültür ve düşünce ortamıyla ilgili önemli yorumları var Kayalı’nın. Ünlü "Dil-Tarihli hocaları" ve onların tasfiyesini, "zamanın ruhu" hakkında fikir verici bir vaka olarak ele alıyor. 1940’lar ve 1960’ların düşünsel ortamıyla ilgili bu belirlemelerin fonunda, Tanzimat ve Meşrutiyet fikriyatını da görüyoruz. "Ülkenin düşünsel topoğrafyası çıkarılmadan geçmişin kültür mirası nesnel bir biçimde düşünülmeyip hamaset üslubuyla benimsenir ya da inkılapçı bir züppelikle reddedilirse hiçbir yere varılmaz..." Bu düsturun ince işçisi Kurtuluş Kayalı, unutulan tartışmaların, kadri bilinmeyen ya da "doğru anlaşılmayan" düşünürlerin izini sürüyor. Türk düşünce hayatındaki süreklilikleri kavramak, dönemsel zihniyet farklılıklarını yerli yerine koymak, problemleri bağlamına oturtmak için vazgeçilmez bir yol, bu. "Türk düşünce tarihinin yakın geçmişine, yakın geçmişinin de basit kavgasının taraflarına değil, sorunun vazediliş biçimini eleştiren düşün adamlarına yönelmek..." Kurtuluş Kayalı, bu yönelişin verimli örneklerini veriyor.

ISBN: 9789750500640

Türk Kültür Dünyasından Portreler

YAZAR : Kurtuluş Kayalı    KATEGORİ : DÜŞÜNCE    YAYINCI : İletişim Yayınları

Kurtuluş Kayalı’nın bu kitabının arka planında, birçok çalışmasının ardındaki aynı kaygı yatıyor: Türkiye’nin düşünce hayatının ve entelektüellerinin aktüaliteye esir oluşu ve "yerli" duyarlılıktan uzaklığı... Önceki derlemelerde olduğu gibi ağırlıkla sosyal bilimcilerin portreleri üzerinden gözlemler yapıyor Kurtuluş Kayalı. Ancak sosyal bilimciler dışında da düşünce ve kültür insanlarının portreleri var: Şair Cemal Süreya... "Aslına rücu etmek" ya da bir tür düşünsel süreklilik çizgisi ile "döneklik" ithamı arasındaki Çetin Altan... Siyasetçilikten ziyade düşünsel yanının önemini vurguladığı Bülent Ecevit... Yanlış konumlandırıldığını savladığı "Hasan Ali Yücel... Karikatürist Ali Ulvi... Kadri bilinmemiş "mahçup" mizah öykücüsü Özdilek Erdem... Ve tabii sosyal bilimciler: "Siyasal ve entelektüel iktidar odaklarından uzak bir düşünce adamı", Hilmi Ziya Ülken... "Siyasal konjonktürün düşüncelerini biçimlendirdiği bilim adamı" Emre Kongar... Kayalı’nın ısrarlığını, iç tutarlılığını ve gözünü Türkiye’nin özgünlüğüne açık tutuşunu vurguladığı Niyazi Berkes... 1960’ların entelektüel ortamına damgasını vuran özellikleri ve akademisyen kimliğiyle Behice Boran... Hem döneminin etkilerine tabi olmayışı hem de biyografisi itibarıyla "atipik" bir entelektüel olarak İdris Küçükömer... Türkiye’nin düşünce ve kültür dünyası hakkındaki bu yazılar; sözkonusu ortamın "kısırlığına" ilişkin nedenlerle birlikte, o nedenler hakkındaki önyargıları da sorguluyor.

ISBN: 9789750510977

Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti

YAZAR : Serpil Sancar    KATEGORİ : DÜŞÜNCE    YAYINCI : İletişim Yayınları

Eril modernleşmenin önemli bir boyutu, yeni modern kadın temsillerini cinsiyetsizleştirmesidir. Muhafazakâr modernleşme gözlüğünden bakınca, kadınların cinsel ahlak açısından yargılanamayacakları bir aseksüel kamunun varlığı gerekliydi. Muhafazakâr modernleşmenin kabul ettiği kamusal kadınlık "çoğu aristokratik gelenekte olduğu gibi kadınları cinsellik sahibi olarak değil" toplumsal gelişime adanmış, cinsiyetsiz bedenler olarak konumlandı. Toplumsal amaçlar için seferber edilecek sosyal kimlikler inşa edebilme (ve erkek odaklı cinsiyet rejimlerinin otoriter siyasal rejimlerle eklemlenme) stratejisi olarak bu tarzın başarılı bir örneği de Türkiye’de yaşandı. Serpil Sancar, tarihsel olarak kadınların dışlandığı, cinsiyetçi politikaların belirginleştiği ve cinsel ahlakın sınırlarının çizildiği bir tarih anlatıyor bize. Feminist bir tarih okuması bu. Yazar, muhafazakâr modernleşmenin paranoyalarını ve orta sınıf Türk ailesinin nasıl inşa edildiğini tartışıyor. Beklentiler ve hayal kırıklıkları, şikâyet ve serzenişleri resmediyor. Cumhuriyet’in inşasında kadınlar nasıl bir rol aldılar? Neleri tartıştılar? Nasıl tartışıldılar? Ulus-devlet sürecinde, kanonik anlatılarda kadının işlevi neydi? Kadınlar milli davalara nasıl dahil oldular? Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti, Türkiye feminizmi ve kadın çalışmalarıyla ilgili en kapsamlı çalışmalardan birisi.